8.1.11

Çocukluğum, Gençliğim : Efes Pilsen


2001 civarıydı, o döneme kadar okul bahçeleri dışında pek varlık gösteremediğim basketbolda ilk formama Eskişehir'de yaklaşık 30 takımlı yıldız kategorisinde ortalamanın üzerinde sayılabilecek bir takımda sahip oldum. Renkleri lacivert beyazdı ve sanki hesaplamışım gibi ilk defa edindiğim gerçek(!) basketbol ayakkabısıyla aynı renkleri taşıyordu...



Türkiye'ye basketbol hep ani ve hızlı hareketler şeklinde çıkış yapıp yaygınlaştı, ülke tarihinde parmakla gösterilecek etkiler var basketbolun düz futbol taraftarlarınca ve hatta sokaktaki vatandaş için çekici gelmesini sağlayan. Aklımda kaldığı kadarıyla 80'li yılların başlarında yayınlanan Beyaz Gölge dizisi (90'ların sonunda TRT tekrar verdiğinde izlemiştim, enfes), sonrasında 90'larda çocuk olanların gözünü boyayan Michael Jordan'ın yanı sıra Charles Barkley, Patrick Ewing gibi NBA yıldızlarını da barındıran Space Jam filmi...

Ancak, dizi - film sayesinde basketbola ısınan halkın bu sporu gerçekten sevmesinin altında çok daha reel bir başarı öyküsü yatıyor. Yıllarca popüler spor futbolda "yenilmiş ama ezilmemiş" bir millet olmaktan öteye gidememişken o döneme kadar televizyonda gördüğümüz kara ve uzun adamlardan izlediğimiz oyunda, basketbolda Avrupa'nın tepesine, Koraç Kupası'na yürüyen bir takım vardı : Efes Pilsen!


Peter Naumoski efsanesinin yanında yüzde yüz yerli Tamer Oyguç, Ufuk Sarıca, Volkan Aydın, Tarık Sarıçoban gibi gurur kaynaklarının yer aldığı kadro 93'te direkten döndüğü Avrupa Kulüpler Kupası'ndan 3 sezon sonra 1996 Koraç Kupası'nı kazanmayı başararak ülkeye kulüpler bazında (tüm branşlarda) ilk Avrupa Kupası'nı getirmişti.

Sonrasında takım nesil değiştirdiğinde bu başarının tesadüf olmadığını 2000 ve 2001 yılları Euroleague Final Four'da Hidayet Türkoğlu, İbrahim Kutluay, Damir Mulaomeroviç'li kadrosuyla arka arkaya iki kez 3. olmuş ve bu başarıyı ilk yakalayan Türk takımı olmuştu bir kez daha. 2001 Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda ses tellerimizi yerinden oynatan, gözlerimizi dolduran 12 Dev Adam'ın kadrosunu yarı yarıya doldurmuş takım da aynı ekipten çıktı elbette...


Tekrar benim hikayeme dönersek, tam da bu efsane çıkışı yakalayan, Türkiye ve Avrupa basketbolunda yumruğunu masaya vurup biz de varız diyen Efes Pilsen ile aynı renklerde bir formaya sahip olmanın haklı sevinci vardı üzerimde. Forma numaraları seçilirken hiç birimiz rakam görmedik o formaların sırtında; 5 numaraya bakan Hidayet'i, 12 numaraya bakan Hüseyin Beşok'u görüyordu... Ben mi? 4 numara: Damir Mulaomeroviç. Oyun kurucu pozisyonunu kendisini izleyerek öğrendiğim düşünülürse hiç de yadırganmayacak bir gerçek.

Yıllar içinde zaten o kadar da gelecek vaat etmeyen takımımız dağıldı ister istemez, ancak ne zaman Efes Pilsen takımını görsem televizyonda, gazetede veya bilumum sosyal ortamlarda; aklımın bir köşesinde çocukluk ve gençlik arasındaki o lacivert beyaz günler belirir ufak bir tebessüm eşliğinde.


Gündemde olduğu üzere Türkiye Basketbolu'nda Efes Pilsen'in adı malum kanun nedeniyle tarihe karışacak. Ancak bu yazı benden tarihe bir not olsun: Efes Pilsen Türkiye'de basketbol tarihinin kendisidir. Ben, eski takım arkadaşlarım, futbolda yaşanan hezimetlerin intikamının Efes Pilsen tarafından alındığına inanan amca, veya kupa kaldırılırken televizyon karşısında gözleri dolan herhangi bir anne... Hepimiz Efes Pilsen'e ait anılara sahibiz. Bizim hafızamızla oynamadığınız sürece Efes Pilsen'i silemezsiniz, bu böyle biline!




not: yukarıdaki yazı alkolsüzdür, gönül rahatlığıyla tüketebilirsiniz.

5 yorum:

  1. Nitekim,çocukluğumuzda pazar günleri TV'deki seyirdir Efes,Türkiye'de basketbolun diğer adıdır.

    Yazı çok güzel kardeşim,ellerine sağlık,çocukluğum geldi bir anda gözümün önüne Peter Naumoski,Ufuk Sarıca falan..Sonra birarada Tofaş vardı,Efes'in adını dahi bastıran.O da çekilmişti ligden,iki de siyahi oyuncusu vardı efsane.Ey gidi günler ey :)

    YanıtlaSil
  2. Öncelikle teşekkürler..

    Tofaş da aslında başlı başına bir yazı konusu. Hemen hemen aynı periyotta çıkış yapan bir takımdı hatta Koraç Kupası'nda final oynamış ve trajedik bir şekilde bir kaç sayıyla kaybetmişti.

    Sonrasında yanlış hatırlamıyorsam David Rivers'lü, Mehmet Okur'lu kadrosunu dağıtmış ve tekrar en alttan başlama kararı almışlardı. Fakat, bu karar Tofaş Basketbol Takımının ulaşacağı en üst seviyeye ulaştığını düşünen yöneticilerin, Türk Basketbolu'na yeni yıldızlar kazandırmak için tamamen yerli kadroyla devam etmek istemesinden kaynaklıydı. Nitekim bunu başardılar ve şu sıralarda tekrar TBL'de mücadele eden güzel bir takıma sahipler.

    Hey gidi.. Tofaş'ı anımsattığın için de ben teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
  3. hocam eline sağlık.. paylaş butonları olduğuna göre ve alkolsüz olduğuna göre paylaşıyorum.

    YanıtlaSil
  4. Peki birşey sorucam..Efes Pilsen aynı zamanda Milli takım ana sponsorlarından birisi değil mi ? o iş neolucak ?

    esclr

    YanıtlaSil
  5. Eren, eyvallah :)

    Çağlar, bilmiyorum onu, güzel detay yakalamışsın. Ama Milli Basketbol Takımı'nın sponsorluk sözleşmesini incelemek gerekli...

    YanıtlaSil